Site Rengi


Evde Kal Türkiye!
Covid-19, Alacağımız Tedbirlerden Daha Güçlü Değildir.
MASKE TAKMAYI UNUTMA!

Modern Zamanın İlkel Hastalığı Şiddet’e karşı

Modern Zamanın İlkel Hastalığı Şiddet Akıldan ve kalpten uzak, merkezine ben kavramı düşmüş bir eylem şiddet. Tarihin ilk devirlerinden
beri var olan şiddet, insanlığın tüm gelişme ve ilerleyişine rağmen ilkel kalan yanı… Modern dünyanın çağ dışı olup, çağa ayak uydurmuş, çağla çeşitlenmiş sorunu diyebileceğimiz şiddeti Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şu şekilde tanımlıyor: “Fiziksel güç veya iktidarın kasıtlı bir tehdit veya gerçeklik biçiminde bir başkasına uygulanması sonucunda, maruz kalan kişide yaralanma, ölüm ve psikolojikzarara yol açmasıdır.”
Şiddet çok farklı türlerde ve şekillerde ortaya çıkan, çok yönlü sonuçlara yol açan bir olgudur bu nedenle başlı başına bir alanın ya da disiplinin sorunu değil; insan eliyle insana ya da bir başka canlıya yöneldiği için uygulayan ve maruz kalan açısından psikolojinin; toplumsal bir mesele olmasından dolayı sosyolojinin; yaralama-yaralanma, darp, hatta öldürme fiilleri ile ortaya çıktığı için emniyetin; suçlu- mağdur tarafları olduğundan hukukun; öğrenilen ve öğrenilerek yaygınlaşan, nesillere aktarılan
yönüyle eğitimin, teolojinin; toplumun, ülkenin tamamını ilgilendirdiğinden ve insan hakları ihlali olması hasebiyle siyasetin; kitlesel şiddet ve terör şeklinde ortaya çıktığında devletlerin; maruz
kalanlarda fizikî ve psikolojik hasarlara yol açtığından sağlığın kısacası insanın ve insanlığın sorunudur.
Bir toplumun kalitesini ve sağlığını toplumu oluşturan bireylerin birbirleriyle olan ilişki ve iletişim şekli ortaya koyar. Sağlıklı ve kaliteli toplumlar çatışmanın hiç olmadığı toplumlardan ziyade bu çatışmaları
şiddete başvurmadan çözebilen toplumlardır. Bir toplumda bunun yerleşmesi öncelikle ailede ve eğitim -öğretim ortamlarında mümkündür.
EKADDER (Eğitimci Kadınlar Derneği) kadının anne ve birey olarak ailedeki rolü ile eğitim ortamlarında da yine eğitimci kadınlar olarak şiddetsiz iletişimin yerleşmesi konusunda yapılabileceklerimizin farkındayız.
Dünya toplumları ve insanlık için salgın hastalıklar ne denli tehlikeli ise şiddet de o ölçüde tehlikeli ve yok edicidir. Bu nedenle şiddetle mücadele de salgınla mücadele gibi her alanda ve ortamda topyekûn bir seferberlik ruhu ile yürütülmesi gereken bir mücadeledir kanaatindeyiz. Öznesi insan
olan bir mesleğin mensupları olarak her sorunun eğitimle çözüleceğine inanarak bu mücadelenin de eğitimin öncelikli meselelerinden olduğunu biliyoruz. Yetiştiği ortamlarda şiddet dilinin normal olduğunu görmüş, sorunların şiddetle çözüldüğü sosyal çevrelerden gelmiş çocuk ve gençlerimize iletişimin, sorun çözümünün ve otoritenin şiddetsiz alternatiflerinin öğretilip, gösterileceği yegane ortam eğitim- öğretim ortamı ve en kalıcı yol eğitim yoludur. Sevgi verilen her şey güzelleşir, gelişir. Bitki, hayvan, ağaç vb. Hiç bir canlı sevgiye kayıtsız kalamaz,
insan da öyle. Ancak pek tabii ki o sevgiyi iş isten geçmeden vermek gerekir. Yani Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Cahilsin okur öğrenirsin. Gerisin ilerlersin. Adam yok yetiştirirsin. Paran yok kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu bunun çaresi yoktur.” Sözündeki bozulma
gerçekleşmeden, insan ruhunu büyütürken, yetiştirirken merhametle, sevgiyle, sabırla beslemek gerekir. Ruh neyle beslenirse dışarıya onu verecektir.

EKADDER olarak 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü vesilesi ile eğitimci kadınlar olarak sadece kadına yönelik şiddetin değil her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu ifade ederken, bugüne kadar şiddet kurbanı olmuş egitimcilerimizi, kadınlarımızı ve çocuklarımızı rahmetle anıyoruz.
Saadet Berna OCAKCIOĞLU

21 Kasım 2020
47 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?